Şiir kainatın ruhunda saklı bulunan güzellik ve uyumun insan ruhundaki tebessümü, musıki ise bu tebessümün sonsuzun kapılarını zorlamasıdır.
Şiir ötelerin kurcalanması, musiki de bu zorlanışın iniltileridir.
Musıki için muşahhas sadece bir vasıtadır.O mücerredi bulup onu avlama sevdasındadır. Zaten musıki sevdalıların ürünüdür.
Gözyaşı ise kelimelere küsmüş nağmeler incisidir. Fasıkın fıskını, aşıkın aşkını artıran letafet güzelidir musıki.
Hüseyni'de coşuverir insan
Uşak'ta günbatımını seyretmek ne anlamlıdır.
Eviç'te kuş tüyüdür gönlümüz, Mahur'da kanatlanır gökyüzüne.
Rast'da takvim değişir seherleri yudumlarsın.
Hicaz'da konuşmaz dil, Buselik'te ağlarsın.
Sonsuza tutkun gönlümüzün, ebedden başka bir şeyle tatmin olmayan ruhumuzun hep öteleri kurcalarken açan firkat gönüllerinden saçılan koku değil midir musıki?
Toprağı temiz, suyu duru, tohumu da belli olduktan sonra bu gönüllerin kokusuna doymak pek zordur ariflerin nezdinde.
Dr. Hakan Bayraktar'ın kaleme aldığı Tasavvuf Musıkimiz yazısının tamamını okumak ve indirmek için lütfen tıklayınız.